24. Vicdan ve Adalet Nöbeti Basın Bülteni Açıklandı

Emeğin Gündemi

Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin 24'üncüsü 1 Aralık Pazar günü gerçekleştirildi. Nöbetteki ailelerin bu etkinliğe ilişkin basın bültenlerini okuyucularımızla paylaşıyoruz:

24'üncü Vicdan ve Adalet Nöbeti Basın Bülteni ‒ 1 Aralık 2013 Pazar

İş Cinayetlerinin Üstünü Örtmeye Çalışıyorlar!

İş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin yakınlarının adalet mücadelesi için bir araya gelmesiyle oluşan Adalet Arayan İşçi Aileleri, her ayın ilk pazar günü Galatasaray meydanında nöbet tutmaya devam ediyor. Aileler 24. kez adalet talebiyle kamuoyuna seslendiler; bir saatlik Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin tuttular. Nöbetin röportajcı gazetecisi Elif Bereketli'ydi.


Başka Canlar Yanmasın!
İkinci Van depreminde Bayram Otel’de hayatını kaybeden gazeteci Cem Emir’in kardeşi Tuncel Emir nöbeti açtı. Emir, "24. kez burdayız. Başka canlar yanmasın diye. Bizler, yakınlarını, eşini, dostunu kaybeden insanlarız. İş cinayetleri son bulsun, sorumlular yargılansın, gerekli cezalar alınsın diye mücadelemize devam ediyoruz," dedi. Nöbette Esenyurt'taki özel bir hastanede hayatını kaybeden Eren Eroğlu'nun ailesinin dinleneceğini, Erkan Keleş, Ostim-İvedik patlamalarında ve Van Bayram Otel davalarında gelinen son durumun anlatılacağını aktardı.

Zonguldak'ta ocağa inmeyen işçilere selam olsun!
Adalet Arayan İşçi Aileleri adına basın açıklamasını 3 Şubat 2011'de Ostim-İvedik'te meydana gelen patlamalarda hayatını kaybeden Dilek Gürer'in ağabeyi Nihat Gürer okudu. Açıklamada, "Zonguldak'ta iş ve işçi güvenliği tedbirleri alınmadığı için ocağa inmeyen, işçi kardeşlerinin yaşam hakkına ve güvenli-güvenceli çalışma hakkına sahip çıkanlara, geride kalanlar olarak bize güç katanlara, aileler olarak selam gönderiyoruz" denildi. Geciken adalet, adalet değildir diyen aileler, 9 Aralık'taki Erkan Keleş davasının 2. duruşmasına, 27 Aralık'taki Ostim-İvedik patlamalarının 19. duruşmasına vicdanı olan herkesi davet ettiler.

İç cinayetlerinde Türkiye dünya üçüncüsü!
Nöbetin Röportajcı gazetecisi Elif Bereketli, iş cinayetlerinde durumun pek parlak olmadığını, Türkiye'nin iş cinayetlerinde dünya üçüncüsü olduğunu belirterek sözlerine başladı. Bereketli, iş cinayetlerinin önlenmesi için alınan tedbirlerin yetersiz olduğunu, denetimlerin doğru düzgün yapılmadığını, yetersiz raporlar ve savcıların davaları açmakta isteksizlikleri nedeniyle davaların bir türlü açılamadığını, açılabilen davalarınsa geç açıldığını belirtti. Dava süreçlerini ve sürdürülen mücadeleyi anlatmaları için ailelere sözü verdi.

"Oğlum öldü bize tiyatro oynadılar"
31 Ekim 2013'te çalıştığı reklam firmasınca tabela montajı yapmak için gönderildiği Esenyurt'taki Özel Doğa Hastanesi'nde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 17 yaşındaki Eren Eroğlu'nun babası Erdinç Eroğlu yaşadıklarını anlattı. Eroğlu hastanenin üç metre üstünden 156.000 voltluk elektrik akımı geçtiğini söyledi; Sağlık Bakanlığı'na, belediyeye seslenerek, hastaneye nasıl ruhsat verildiğini; hiçbir önlem alınmadan, işin yapılacağı yer bile görülmeden çocuk bir işçinin nasıl işe gönderildiğini sordu. Eroğlu, "İşin yapılamayacağı anlaşılınca, merdiveni toplarken oğlum elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti, ustası yaralandı. Olay hastanenin üstüne kalmasın diye, çocuğun orada vefat ettiğini göstermemek, tepkiyi azaltmak için başka hastaneye gönderdiler oğlumu. Bağcılar Devlet Hastanesi'ne gönderdiler. Burda bize bir tiyatro oynadılar. Oğlumuz gitmiş, kalp masajı yapıp oğlunuzu hayata döndüreceğiz dediler. Otopsi raporu gelince olay netleşecek" dedi.

"Polis ifademizi almadı"
İş cinayetinde hayatını kaybeden oğlunun ölümünün üstünün kapatılmaya çalışıldığını söyleyen Eroğlu, "18 yaşından küçük oğlum öldü, polis bizi arayıp ifadeye çağırmadı, biz kendimiz gittik, beş gün sonra ifademizi verdik. Yaralı ustanın 8-9 gün sonra ifadesi alındı. Hastaneyle görüşmek istedik, kabul etmediler, bir gazetede haber çıktıktan sonra hastaneden bizi arayıp bir şeye ihtiyacımız olup olmadığını sordular. Oğlum gitmiş benim, önlem almamışsın, yardım etsen ne olur, etmesen ne olur? Kimsenin aradığı sorduğu yok, yapılan bir işlem yok," dedi. Eroğlu acılarını hiçbir şeyin söndüremeyeceğini ama suç duyurusunda bulunduklarını ve adalet arayışlarını sürdüreceklerini ifade etti.

"Geç gelen adalet, adalet olacak mı?"
Erkan Keleş, ihmaller sonucu ve işçi güvenliği sağlanamadığı için 10 Eylül 2010'da BEDAŞ'ın alt taşeronu Alkama'da çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Erkan Keleş'in kardeşi Haydar Keleş, adalet sürecinin güçlükle ilerlediğini, savcıların değiştiğini, bilirkişi raporlarında ölen işçinin suçlandığını, sorumluların yargılanmadığını, davanın bile üç yıl sonra ancak açılabildiğini söyledi. "Geç gelen adalet, adalet olacak mı?" diye soran Keleş, davalarının peşinde olacaklarını belirterek "İnsanlara sesimizi duyurabilirsek belki aynı acıların yaşanmasını önleyebiliriz, işçiler bu kadar kolay ölüme gönderilemez belki o zaman," dedi. Keleş, 9 Aralık'ta görülecek 2. duruşmaya davet etti.

"Denetimsizlikten cesaret alanlar yüzünden canlarımız ölüyor!"
3 Şubat 2011'de Ostim-İvedik peş peşe meydana gelen patlamalarda 20 işçi hayatını kaybetti; 43 işçi yaralandı. Patlamalarda hayatını kaybeden Dilek Gürer'in ağabeyi Nihat Gürer, yaklaşık üç yıldır süren davalarında üçü tutuklu dokuz sanık olduğunu, itirazları sonucunda yargılanmaya dahil edilen sanıkların 18'e çıktığını, denetleme yapma sorumluluğu bulunan kurumların sorumluluğu bilirkişi raporlarında belirtilmediği için rapora itiraz ettiklerini, üçüncü bilirkişi raporunu beklediklerini anlattı. Denetleme yapmakla yükümlü tüm kurumların yargılanması gerektiği belirten Gürer, "Denetimsizlikten cesaret alanlar yüzünden canlarımız ölüyor," dedi ve herkesi 27 Aralık'taki duruşmalarına davet etti.

"24 insanın ölümüne sebebiyetin bedeli 11 yıl olamaz!"
9 Kasım 2011'de Van'da meydana gelen artçı depremde yıkılan Bayram Otel'de 24 kişi hayatını kaybetti. Ağabeyi gazeteci Cem Emir'i Bayram Otel'de kaybeden Tuncel Emir, 9 duruşma boyunca Van'daki duruşmalarını takip ettiklerini, tek sorumlu olarak otel sahibi Tevfik Bayram'ın yargılandığını, diğer sorumluların, Van Valisi'ni, AFAD yetkililerini ve Beşir Atalay'ı sanık sandalyesine oturtamadıklarını anlattı. "Otel sahibi 11 yıl ceza aldı, ama itiraz ettik, temyize gittik. 24 insanın ölümüne sebebiyet vermenin bedeli 11 yıl olamaz," dedi.

Vali oteller güvenli demeseydi 24 insan ölmeyecekti!
Cem Emir'in kız kardeşi Sinem Emir, birinci depremden sonra Bayram Otel'in iki gün kapatılarak boya badana duvar kâğıdı yapıldığını, hasarlı odaların kitlendiğini, otel sahibince insanlara otelin güvenli olduğunun söylendiğini belirtti. Odaların 175-200 liradan kiralanarak depremin fırsata çevrildiğini anlatan Emir, "Tevfik Bayram'ın 11 yıl ceza alması yeterli değil, Vali ve AFAD yetkilileri görevlerini yapmış olsaydı, Vali, oteller güvenli demeseydi, insanlar o otele girmeyecekti, otel kapatılsaydı, otelde kimse kalmayacak ve insanlar ölmeyecekti," dedi. Van Valisi Münir Karaloğlu'nun Bursa Valiliği'ne atanarak ödüllendirildiğini söyleyen Emir, "Anayasa Mahkemesi Vali ve AFAD yetkilileri hakkında yargılanamazlık kararını kaldırıldı. Süreci hep birlikte takip edeceğiz," dedi.

Bir daha olmasın diye ısrarlı hukuk mücadelesi
Bir Umut Derneği'nin gönüllü hukukçularından Erbay Yucak, Eren Eroğlu'nun ailesine baş sağlığı dileyerek sözlerine başladı. Eroğlu ailesiyle nöbet öncesi tanıştıklarını, ailenin davalarının peşinde oldukları sürece hukukçular ve gönüllülerin mücadelelerine destek vereceklerini açıkladı. Yucak, "Eren Eroğlu 17 yaşında olduğundan işvereninin doğrudan sorumluluğu vardır. İl sağlık müdürlüğünün, belediyenin, BEDAŞ yetkililerinin ve elektrik dağıtan kurumların sorumluluğu vardır," dedi. Tanıkların, ailenin ifadesine başvurulmayıp keşif yapılmamasının olayın süratle sonuçlandırılmaya çalışıldığının göstergesi olduğunu belirtti. "İş cinayetlerinin bir daha olmaması için netice doğurabilmesinin bütün sorumluluk silsilesinin yargıya konu edilmesi ve yargılanmasıyla mümkün olduğunu" anlattı. "Bütün sorumluların yargılanması eksenli ısrarlı bir hukuk mücadelesinin her zaman beklediğimiz neticeye uygun bir sonucu olmasa bile, kolay, takipçisi olmayan bir yargılamadan en azından daha etkili sonuçlar doğurmaktadır. Hem işyeri özelinde hem kamuoyu vicdanında hem de işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri anlamında," dedi.

Adalet Arayan İşçi Aileleri 5 Ocak 2014 Pazar günü tutacakları 25. Vicdan ve Adalet Nöbeti'ne davet ederek aşure dağıttılar.

Yorumlar