15. Vicdan ve Adalet Nöbeti Basın Bülteni

Emeğin Gündemi

15. Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin basın bülteni yayınlandı. Bize ulaştırılan basın açıklamasını dinleyici ve okuyucularımızla paylaşıyoruz:

VİCDANLAR OSTİM-İVEDİK ve DAVUTPAŞA PATLAMALARINDA HAYATINI KAYBEDEN İŞÇİLER İÇİN NÖBET TUTTU

“İş kazası değil, cinayet” sloganıyla her ayın ilk pazar günü Taksim-Galatasaray Meydanı’nda, “iş cinayetlerinde” hayatını kaybedenlerin ailelerinin sürdürdüğü “Vicdan ve Adalet Nöbeti”nin 15’incisi gerçekleştirildi. Aileler bu defa 31 Ocak 2008’de meydana gelen Davutpaşa patlamasının 5’inci yıldönümünde, patlamanın olduğu yerde gerçekleştirdikleri anma etkinliğinden hemen sonra nöbetteydiler. Dün de Ankara’da 3 Şubat 2011’de meydana gelen Ostim-İvedik patlamalarında hayatını kaybeden işçiler anıldı.


15’inci nöbet Ostim-İvedik ve Davutpaşa’da hayatını kaybeden işçilere adandı

Bu nöbette basın açıklamasını aileler adına 2008’de Davutpaşa patlamasında hayatını kaybeden Hasan Akhun’un annesi Nafiye Akhun okudu.  Akhun, Kozlu, Gaziantep ve diğer illerde meydana gelen iş cinayetlerinde hayatını kaybedenler için rahmet ve başsağlığı dileyerek söze başladı.  15’inci Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni Ostim-İvedik ve Davutpaşa patlamalarında hayatını kaybeden işçilere adadıklarını belirten Akhun, Davutpaşa patlamasından sonra bir araya gelerek farklı “iş cinayetlerinde” hayatını kaybedenlerin ailelerinin birlikte sürdürdükleri adalet mücadelesine işaret etti;  Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin bu adalet mücadelesinin ürünü olduğunu dile getirdi.

Ailelerin Kozlu ziyareti

Akhun, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni düzenleyen aileler ve hukukçuları olarak bir heyetle 7 Ocak’ta Kozlu’da hayatını kaybeden maden işçilerinin ailelerine taziye ziyaretinde bulunduklarını aktardı. “İş cinayetlerinin benzer nedenler sonucunda gerçekleştiğini gördüklerini” belirten Akhun şunları ekledi: “Denetlenerek eksiklikler tespit edildiği halde alınan önlem yok. Üstelik firmanın sahibi milletvekili eşi. Memleketin vekilinin, firmasında çalışana para için reva gördüğü uygulamanın sonucuna bakın.”

“Yaşananlar düpedüz cinayet”

Akhun, hayatını kaybeden işçilerindaha önce iki defa güvenlikli çalışma koşulları için iş bıraktıklarını ve “Karadon olmak istemiyoruz” dediklerini, Sayıştay’ın “bu kaygılarına hak vererek” düzenlediği raporu hatırlatarak, yaşananların “kaza, kader değil, düpedüz cinayet olduğunu” belirtti.

Yakınlarını ve sevdiklerini “ihmaller zincirinde kaybettiklerinin farkında olduklarını” ve “bir daha olmaması ve bütün sorumluların yargılanması için” çaba gösterdiklerini belirten Akhun, gün geçtikçe artarak devam eden “iş cinayetlerine” atıfla “Adalet mücadelemizde ısrarımız, hepimiz içindir” dedi.

Söz iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerin ailelerinde

Basın açıklaması sonrasında,  İMC TV’den Mustafa Alp Dağıstanlı ailelerle röportaj yapmak üzere söz aldı. Dağıstanlı “Türkiye denen ülkede bir kalabalık mı yaşıyor, yoksa bir toplum mu? Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni sürdüren aileler kalabalığı toplum yapmaya uğraşıyor” diyerek sözü Davutpaşa patlamasında kardeşini kaybeden Mustafa Şimşek’e verdi.

“Bütün çabalarımız iş cinayetlerini önlemek için”

Şimşek şunları ifade etti: “5 yıl nasıl geçti? 35 hafta boyunca ceza davasının açılması için basın açıklaması yaptık. Bu çabalarımız sonucunda dava 2,5 yıl sonra açıldı. Bütün suçu birkaç memura yüklediler. Giden gitti, bizim canımız yandı, onları geri getiremeyiz. Bütün çabalarımız iş cinayetlerini önlemek için.”

“Peşini bırakmıyoruz, AİHM’e gittik...”

Davutpaşa patlamasında eşini kaybeden İdris Çabuk söz alarak, “Patlamaya kadar sıradan vatandaştık. Mahkemelerle tanıştık,” dedi. Çabuk, sorumluluğu bilirkişi raporuyla belirlenmiş olmasına rağmen dava sürecinde sorumluların yargılanmasında önlerine çıkan zorluklara değindi. “İlk şokumuzu Vali Muammer Güler’in Zeytinburnu Belediye Başkanı’nı yargılanmasına izin vermemesiyle yaşadık. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yargılanması için Vali’den randevu talep ettik. Randevumuza cevap vermedi. Bunun üzerine üst mahkemeye başvurduk. İtiraz dilekçemizi sümen altı ettiler. Danıştay’a başvurduk. 4 yılın sonunda Zeytinburnu Belediye Başkanı’nın yargılanmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi süreçte devre dışı bırakıldı. Bütün suç bir kuruma yıkılmaya çalışıldı. Peşini bırakmıyoruz, AİHM’e gittik, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapacağız,” dedi.

İdris Çabuk, Zeytinburnu Belediye Başkanı’nın “hasta ve raporlu olduğu gerekçesiyle” son duruşmaya gelmediğini, ancak sosyal medyada o saatlerde katıldığı bir etkinliğin fotoğraflarını yayınladığını anlattı ve ekledi: “Muammer Güler İçişleri Bakanı oldu bu ülkede, hiç utanmanız yok mu? Suçu örten bir insanı nasıl içişleri bakanı yaparlar? Neyi örtmek istiyorlar?”

“Sorumluluğu olan biz miyiz?”

Davutpaşalı ailelerden Hakkı Güleç, “18 yaşındaki kardeşimi kaybettim. Suçu neydi kardeşimin? Çalışıp ekmeğini kazanarak ailesine bakmak mıydı suçu? Sorumluluğu olan belediye değil de biz miyiz? Bizi tutuklasınlar o zaman” diyerek öfkesini dile getirdi. Zeytinburnu Belediye Başkanı’nın raporlu olduğu gerekçesiyle katılmadığı son duruşmada "mesai saatinde olmalarına rağmen adliyeye gelen 40 zabıta memurunun adalet arayan aileleri tehdit ettiğini" ifade ederek "yalnız bırakılmalarına" tepki gösterdi: “Her gün 8 ila 10 işçi ölüyor, soruyorum sivil toplum kuruluşları nerede? Zabıta memurları bizi tehdit ederken neredeydiniz?”

“Fotoğraflar çoğalmasın”

Arka Sıradakiler dizi setinde çalışırken hayatını kaybeden Selin Erdem’in annesi Hacer Erdem söz alarak şunları söyledi: “Yetkililer ne yapıyor bilmiyorum, kaderleriyle ‘güzel öldüler’ demek dışında... İşçi Bayramı’nda ölen kızım için Hamdi Alkan ‘Beğenen çalışır, beğenmeyen çalışmaz’ dedi. Acımızı anlamaları için başlarına mı gelmesi lazım? Adaletin peşindeyiz.”

Selin Erdem’in ablası Sema Erdem “Tek tek konuşuyoruz, ama biz bir yüreğiz... Fotoğraflar çoğalmasın, bizim yanımıza geçmeyin diye buradayız. Bizim sesimiz duyulmuyor. Gazeteci arkadaşları suçlamıyorum, medya patronları izin vermediği için haber yapılmıyor. Biz eksiğiz, yarımızı kaybettik,” sözleriyle üzüntülerini ifade etti.

İhmal ve denetimsizlikler dizisi

BEDAŞ’a bağlı taşeron Alkama şirketinde çalışırken 2010 yılında hayatını kaybeden işçi Erkan Keleş’in kardeşi Haydar Keleş abisinin yüksek gerilim hattına çıkma ve tamirat yapma yönünde bir eğitimi ve herhangi bir belgesi olmamasına rağmen tamire gönderildiğini söyledi. Direğe çıkmasını sağlayan vinci kullanan kişinin de vinç operatörü ehliyeti bulunmadığını anlatan Keleş, iş güvenliği malzemelerinin hiçbirinin temin edilmediğini, abisinin kendi imkânlarıyla plastik eldiven alarak trafoya çıkmak durumunda kaldığını belirtti. Dava sürecine ilişkin olarak da şunları ifade etti: “İki yıl geçti, ceza davası açılmadı. Bilirkişi raporu fazla detaylı bulunup beğenilmedi,  yeni bilirkişi raporu masa başında hazırlandı. Abimi suçlu buldular. Soruyorum benim abimin derdi neydi, bayram günü çoluğunu çocuğunu bırakıp tamire gitti. Herkesin acısı yerinde duruyor, canları yanmadan anlamayacaklar mı acımızı? Ben de işçiyim, benim çalıştığım yer de dâhil olmak üzere hiçbir yerde denetim ve güvenlik yok.”

“Sadece otel sahibi tutuklu yargılanıyor”

İkinci Van depreminde Bayram Otel’de hayatını kaybeden gazeteci Cem Emir’in kardeşi Sinem Emir, “Abim de dâhil depremde ölenler unutuldu, ölümlerin üstü kapatıldı” dedi. Davutpaşa davasında olduğu gibi Bayram Otel davasında da kamu kurum ve kişilerinin yargılanmasının önüne engeller konulduğuna dikkat çeken Emir şunları ekledi: “Van Bayram Otel’de 24 insan öldü. Katliam gibi yaşanıyor ölümler. Sadece otel sahibi tutuklu yargılanıyor. Kamu görevlileri yargılanmıyor. Bu devletin ayıbıdır. Tüm sorumlular yargılanana kadar davamızın takipçisiyiz.” Van Bayram Otel davasında adalet arayışındaki aileler AFAD’dan sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve Van Valisi Münir Karaloğlu’nun yargılanmasını istemekte.

Emekçinin dostu olduğunu söyleyenler

Röportajı gerçekleştiren gazeteci Dağıstanlı denetimsizlik ve ihmallerin yaygınlaştığına ve bu ortamda medyanın “sorumluluğuna” dikkat çekti: “Medyayı denetleyerek denetimsizliği görünmez kılıyorlar. Medya çalışanları olarak hepimizin tek tek kişisel sorumluluğu var. Bundan kaçamayız.”

1Umut Derneği İş Cinayetlerinde Adalet İçin Hukuk Koordinasyonu adına avukat Erbay Yucak söz alarak dava süreçlerine ilişkin bilgi verdi. Yucak, Zonguldak Kozlu’da hayatını kaybeden madencilerin ailelerine yaptıkları taziye ziyaretinin “acı kardeşliği” olduğunu ifade etti. Basın açıklamasında da değinilen “emekçi dostu olduğunu söyleyen” sendika, siyasi parti, dernek, meslek odaları ve benzeri örgütlenmelere karşı ailelerin öfkelerini dile getirdi: “İşçi hayatına kıymet verilmiyor. Sosyal ve ekonomik hakları için sokağa dökülenler neden davaların da takipçisi olmuyor? Hukuk kavgası veren aileler neden yalnız bırakılıyor?.. Güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle hayatını kaybeden işçilerin yanında durmamayı nasıl açıklarsınız? Güvencesizlerin, sahipsizlerin, emekçilerin yanında durmadığınız sürece memleketin diğer tüm meselelerinin peşinde olsanız, duyarlılıktan ölseniz bile bir anlamı yok...”

Aileler 22 Şubat 2013’te görülecek Davutpaşa duruşmasına ve 3 Mart 2013’te yine aynı yer ve saatte gerçekleştirecekleri bir sonraki nöbete davetleriyle, 15’inci Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni sonlandırdılar.


Yorumlar