Vicdan ve Adalet Nöbeti Kozlu'da Hayatını Kaybeden Madenciler İçin Tutuldu

Emeğin Gündemi

Vicdan ve Adalet Nöbeti'nin 17.'si Kozlu'da hayatını kaybeden madenciler için tutuldu. Bu konudaki basın bülteni aşağıdadır:


17. Vicdan ve Adalet Nöbeti Basın Bülteni – 7 Nisan 2013 Pazar 

VİCDANLAR KOZLU’DA HAYATINI KAYBEDEN MADENCİLER İÇİN NÖBETTE

Emeğin Gündemi


“İş kazası değil, cinayet” sloganıyla her ayın ilk pazar günü Taksim-Galatasaray Meydanı’nda, iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin ailelerinin sürdürdüğü “Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin” 17’incisi gerçekleştirildi. Nöbet 7 Ocak 2013’te Kozlu’da meydana gelen patlamada hayatını kaybeden 8 madencinin aileleriyle birlikte tutuldu.

Nöbet öncesinde iş cinayetlerinde hayatını kaybedenlerin aileleri Kozlu’dan iki araçla gelen madenci ailelerini karşıladı. 12.00’de Taksim Meydanı’nda toplanan aileler, “Kozlu’da 7 Ocak 2013’te 8 Maden İşçisi Grizu Patlamasında Hayatını Kaybetti, Kaza Değil” yazılı pankart, kaybettiklerinin resimleri ve madenlerde meydana gelen iş cinayetlerinin katliam boyutuna ulaştığına işaret eden dövizler taşıyarak Galatasaray Meydanı’na yürüdü. “Kaza değil, cinayet! Kader değil, cinayet! Sorumlular belli adalet istiyoruz! Kozlu’yu unutma, unutturma!” sloganlarını attılar.

Öfkeliyiz!

Yürüyüş boyunca basın açıklamasından bölümler okundu. Aileler başta iş cinayetlerini kader diyerek geçiştirenlere olmak üzere iş güvenliği olmadığı gerekçesiyle 2 kere iş bırakan işçilerin sözlerini, endişelerini dinlemeyenlere; daha fazla kâr elde etmek için işçinin hayatını hiçe sayan patronlara; önlem almayanlara;  denetlemeyenlere; tüm sorumluları yargılamayanlara, kusuru hayatını kaybetmiş işçide bulan bilirkişilere; taşeronlaşma sisteminin devam ettirilmesine; göçükten yakınlarının çıkarılmasını bekleyen aileleri “başı açık”, “başı kapalı” diye ayıranlara; kendilerini yalnız bırakan emekten, emekçiden yana olduğunu söyleyen sendikalara, partilere, odalara, kurumlara ve kişilere öfkeli olduklarını haykırdılar.

Vaka-i adiye değil, cinayet!

Yürüyüş sonrasında Galatasaray Meydanı’ndaki Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne geçildi. Aileler adına basın açıklamasını Esenyurt Marmara Park AVM inşaatında çadır yangınında hayatını kaybeden Barış Kıyak’ın kardeşi Damla Kıyak okudu. 13 Ocak 2013’te gerçekleştirdikleri Kozlu’da hayatını kaybeden madenciler için saygı, sorumlulara öfke yürüyüşünü ve Kozlu’ya yaptıkları taziye ziyaretini hatırlattı; bu nöbette Kozlulu aileleri dinleyeceğiz, dedi.

Kıyak, meydana gelen her iş cinayetinden sonra aynı tabloyla karşılaştıklarını, değişen tek şeyin ölen işçi sayısına göre cenaze namazında saf tutan devlet, hükümet yetkililerinin sayısı olduğunu, iş cinayetlerinin olağanlaştırılarak vaka-i adiyeden sayılmaya, “medeniyet göstergesi”, kader olarak gösterilmeye çalışıldığını belirtti.

Cevapsız sorular

Basın açıklamasında Kozlu’da patlamanın meydana geldiği maden ocağında müfettişlerin 2010 ve 2011’de 7 kez denetim yaptığı, kazaya yol açabilecek tehlikeli durumların raporlandığı belirtildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın görevinin sadece raporlama yapmak olmadığı vurgulandı, raporların gereğinin neden yapılmadığı soruldu. Sayıştay’ın TBMM’ye sunulan “Türkiye Taşkömürü Kurumu Kozlu Taşkömürü İşletme Müessesesi 2011 Yılı Raporu”nda “metan gazını önceden gösterecek sondajlar yapılmadan kazılara devam edildiğinden vahim bir olayla karşılaşılmamasının tamamen tesadüf olduğu” belirtildiği halde raporun gereği olarak ne yapıldığı, yapılmadıysa neden yapılmadığı soruldu. Madendeki 45 eksiklik nedeniyle 3500 lira ceza kesilen; 10 kişinin işini 3-4 kişiye yaptıran; işçilere ilerledikleri metreye göre ödeme yapan; “iş kazasız” gün geçmeyen, yapılması gereken sondajın yarısını yaptıran; maden işinde “tecrübeli olmadığı” vurgulanan taşeron firma Star İnşaat’ın zalimliğine dur demek için ne yapılmıştır diye soruldu.

28 Nisan bizde de anma ve yas günü ilan edilsin

Basın açıklamasını sonlandırırken adalet mücadelesini sürdüreceklerini belirten aileler, 28 Nisan’ın birçok ülkede olduğu gibi “iş cinayetlerinde hayatını kaybedenler için anma ve yas günü ilan edilmesi” isteklerini yinelediler. 19 Nisan’da İstanbul’da Esenyurt ve Ankara’da Ostim-İvedik duruşmasına, 28 Nisan’da yapacakları etkinliğe ve 2 Mayıs’ta Van-Bayram Otel duruşmasına davet ettiler.

Basın açıklaması sonrasında Kozlu’da hayatını kaybeden maden işçileri Hüseyin Kürekçi, Hasan Bozacıoğlu, Muharrem Yapıcı, Yüksel Koca, Ahmet Şeker, Köksal Kadıoğlu, Muhsin Akyüz ve Satılmış Arslan’ın yakınları söz aldı. 17. Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin röportajcı gazetecisi Pelin Cengiz’in sorularını yanıtlayan aileler, “İnsan canı bu kadar mı ucuz?” Zonguldak’ın kaderi ölüm değil,” dedi.

Anıtta bırakılan boş yerler

1983’te Kozlu’da madende hayatını kaybeden Hasan Koca’nın kızı Yüksel Koca madendeki iş cinayetlerinde kuzenini, eniştesini, akrabalarını kaybettiklerini söyledi. “Sorumlular kimse yargılansın istiyoruz. Neden önlem alınmadı. Kaza değil resmen cinayet... Mezar kazacak genç kalmadı, geçim derdi nedeniyle göç veriyor Zonguldak,” dedi.

Muharrem Yapıcı’nın eşi “Yedi yaşında oğlum var. Denetlenseydi, eşim burada olacaktı. Dünyanın işini yüklüyorlar, azıcık para veriyorlar, denetlemiyorlar. Hep biz ölüyoruz. 7 Ocak 2013 hayatımın bittiği gün,” diyerek öfke ve acısını dile getirdi.

Hasan Bozacıoğlu’nun ablası Kozlu’da akrabalarını kaybettiklerini, eşini de 15 yıl önce madende kaybettiğini belirtti, “Taşeronlar yerin dibine batsın, taşeron istemiyoruz,” dedi.

Maden işçisi Salim Çalık öfkesini dile getirdi: “Çanakkale dışında kent meydanında şehitlik sadece Zonguldak’ta var. 1848’den beri 5000 işçi ölmüş. Anıtta boş yer de bırakmışlar, sanki daha ölümler olacak diyorlar. Bizi şehitlikle kandırıyorlar. Hep biz mi öleceğiz? Gelin siz ölün, siz şehit olun.”

Kaderleri ölmek değildi

Madenci aileleri söz alarak madenciliğin ne kadar güç bir iş olduğuna değindi. Yeraltında önlem alınmadığını söylediklerinde işten çıkarılma gözdağının verildiği anlatıldı. İhmal ve kusurların raporla belirlenmiş olmasına rağmen madenin kapatılmamasına, taşerona ve denetimsizliğe tepkilerini dile getirdiler. Şunları da söylediler:

“Çok saçma bir çark işliyor. Zonguldak ölüme mahkûm edildi. Bizim bu cinayetlere bir çare bulmamız, bu cinayetleri durdurmamız lazım. Sorun hepimizin, Zonguldak’ın diliyiz biz.  Zonguldak’ın sözünü söylemek için geldik. İş cinayetlerinin durması için gerekirse Fizan'a gideriz.”

“Basit bir iş gibi görülüyor madencilik. Yeraltına inmediğiniz sürece, hangi koşullarda çalışıldığını, yeraltının ne demek olduğunu anlayamazsınız. Mecbur oldukları için gittiler madene. Başka iş olmadığı için. Biz hep merakta bekledik yollarını. Acaba kazasız belasız bugün de gelebilecek mi diye sorarak bekledik.”

“Yukarıda farklı yeraltında farklı konuşuyorlar. Yeraltına inince, emniyet olmadığını söylediğimizde kapı gösterildi bize... Bir sürü kusur bulmuşsun neden madeni kapatmıyorsun? Kozlu’da 8 işçi kardeşimiz ölmeyebilirdi, kaderleri ölmek değildi. Önlem alınmadığı için öldüler. İşte bu nedenle kader değil cinayet.”

“Bizim canımız yandı, başkalarının canı yanmasın. Kaderi insanlar çizer. Tedbir almayarak, denetlemeyerek bizim canlarımızın kaderini taşeron ve denetlemeyenler çizdi. Hiç mi vicdanları sızlamıyor?”

Nasıl izin veriliyor?

İşçilerin avukatlarından Murat Cemal Gündüz, hazırlık soruşturması gizli sürdürüldüğü için madene ikinci kez bilirkişi indirilmesinin dışında bilgilerinin olmadığını, kimin tanık kimin şüpheli olduğunu bilmediklerini anlattı. Gündüz, işçilerin çalışma koşullarının kötülüğünden şikâyet ederek sendikalaşmak istediklerinde Star İnşaat'ın maden firması olmamasını gerekçe göstererek sendikalaşmanın önüne geçmek için dava açtığını ve kazandığını belirtti. “Madem maden firması değil, altyapı yapmasına galeri açmasına nasıl izin veriliyor,” diye sordu.

İşçiler ve aileler 5 Mayıs’ta tutacakları 18. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne davetleriyle nöbeti sonlandırdı.

Yorumlar