24 Nisan 2014 Perşembe

Konuklarımız Bilgi ve Koç Üniversitelerinden Asistanlar, Konumuz Vakıf Üniversitelerinde Asistan Olmak

Emeğin Gündemi

İstanbul Bilgi Üniversitesi'nden iki "eğitim asistanı" ve Koç Üniversitesi'nden bir "burslu asistan" arkadaşımız programımızın konuğuydu. Konuklarımız, "mevsimlik işçilik" olarak nitelendirdikleri "eğitim asistanlığı" ve "merdiven altı asistanlık" olarak nitelendirdikleri "burslu asistanlığı" pozisyonlarını, bu pozisyonların "araştırma görevlisi" pozisyonundan farklılıklarını ve İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde yaşanan durumu anlattılar.

 

 

Daha önceki bir programımızda da İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde işten çıkarılan akademisyenlerden biri olan Aslı Odman ile şirketleşen üniversiteleri, bu şirketleşmenin sonuçlarını ve Kar Amaçlı Üniversite Şirketleri (KAÜŞ) tanımı konuşmuştuk. Aşağıdaki linke tıklayarak bu söyleşiyi de dinleyebilirsiniz.  

Vakıf üniversitelerinde, özlük hakları anlamında oldukça geri olan  ve 10 aylık sözleşmelerle güvencesiz çalıştırılan eğitim asistanlarının ve burslu asistanların durumlarını Bilgi Üniversitesi ve Koç Üniversitesi örnekleri üzerinden konuştuğumuz radyo programımızın kaydını aşağıda bulabilirsiniz:


İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde eğitim asistanlarının işten çıkarılması durumuna karşı Bilgi Asistan Dayanışması'nın başlattığı direnişi ve yaşadıkları süreci anlattıkları açıklamayı da dinleyici ve okuyucularımızla paylaşıyoruz: 

AKADEMİ’NİN MEVSİMLİK İŞÇİLERİ: EĞİTİM ASİSTANLARI

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde 2011 yılından itibaren YÖK’e bağlı araştırma görevlisi kadroları minimuma indirildi ve bu kadrolar yerine sözleşmeli eğitim asistanı alınmaya başlandı. Bu kadro bürokratik süreçlerin bir kısmını bertaraf ettiği için daha “özgür” görünüyordu. Ancak özgürlüğün bedeli ağırdı: Eğitim asistanları Eylül-Haziran arası 10 aylık sözleşme ile çalıştırıldılar, araştırma görevlisinin maaşına göre neredeyse %30 daha az maaş aldılar. Hatırlatmakta fayda var, tüm bu süreç 2010 yılındaki sendikalaşma sürecinin ardından birçok araştırma görevlisinin işten çıkartılmasıyla başladı.

Eğitim asistanları, araştırma görevlileri ile tamamen aynı akademik işleri yapar. Radyosunu yeni açanlar için hatırlatalım: Eğitim asistanlarının iş yüklerinin arasında ders vermek, sınav kağıdı hazırlamak/ okumak, ödev hazırlamak/okumak, projeleri takip etmek/ değerlendirmek, not girişlerini yapmak, öğrenci danışmanlığı yapmak, bölümle ilgili genel idari işlerin yapılması ve bir asistandan beklenen, kayıt altına alınması ya çok zor ya da imkansız olan daha birçok şey vardır. Bununla beraber, eğitim asistanları akademik kadro sayılmazlar, mesela indirimli akbil başvurusu yapamazlar.

Haziran sonunda sözleşmeleri biten eğitim asistanları işsiz bırakıldıkları 2 aylık süre zarfında maaş almazlar ve SGK primleri yatırılmaz. Eylül ayında buruk bir geri dönüş yaptıklarında ise, maaşı brüt ücret üzerinden yatırılan tüm çalışanlar gibi vergi dilimlerine dahil edilirler, bu da maaşlarında yaklaşık %5’lik bir maddi kayba işaret eder. Belirsiz zam oranları sebebiyle asistanların aldıkları maaşların hala eşitlenmemiş olduğunu ve maaş seviyelerinin devlette aynı işi yapan asistanların maaşlarına göre düşük olduğunu da hatırlatalım.

2013 Bahar döneminde Bilgi Asistan Dayanışması’nın gösterdiği çabalar sonucu bu eşitsiz durum dekan, rektör ve mütevelli heyeti gündemine getirilebildi. 2013 Haziran ayında Bilgi Asistan Dayanışması’nın rektörle yaptığı konuşmada 2013 sonbahar dönemi itibariyle eğitim asistanı kadrolarının aşamalı olarak kaldırılacağı ve YÖK koşullarını karşılayabildiği ölçüde (ALES, YDS ve mezuniyet notu ortalamaları) araştırma görevlisi kadrolarına geçirileceği sözü alındı. Tabii ki bu sözün kesin olmadığının üzerinde duruldu: Asistan olmanın kazandırdığı en temel becerilerin başında belirsizlik içinde çalışmaya devam edebilmek gelir.

Nihayetinde, Eylül ayında halihazırda ALES’den yeterli puanı olan eğitim asistanları araştırma görevlisi kadrosuna geçirildi. ALES’i olmayan eğitim asistanlarına ise Aralık ayı içerisinde kadro açılacağı sözü verildi.  Buna rağmen sözü verilen kadrolar açılmadı. Üstelik YÖK kadrosu için gerekli bütün koşulları sağlayan eğitim asistanları 2013 Aralık başında kendilerine ulaştırılan sözleşme ile 30 Aralık’ta işten çıkarılacakları bildirildi. Dikkatinizi çekiyoruz: 30 Aralık akademik dönemin sonu değil yıl sonudur. Bu da Bilgi Üniversitesi idarecilerinin sözleşmeleri hazırlarken akademik takvime değil ekonomik takvime baktıklarının net bir göstergesidir.

Geç de olsa bu skandalın farkına varan okul yönetimi en azından güz akademik dönemini tamamlayalım diye sözleşmeleri bir ay daha uzatma kararı aldı. Çünkü Ocak ayında yoğun bir sınav takvimi olduğu, sonrasında diğer bir sürü işin yanı sıra notların girilmesi gerekeceği birilerinin aklına geldi. Rektörle bu sırada yapılan yazışmalarda tüm eğitim asistanlarının 2014 Ocak sonunda işten çıkarılacakları ancak yerlerine araştırma görevlisi kadrolarının açılıp açılmayacağının henüz karara bağlanmadığı öğrenildi. Ancak sürprizler burada bitmedi. Eğitim asistanları 27 Aralık 2013 tarihinde 2014 Haziran sonuna kadar çalıştırılacaklarını öğrendiler, oysa iki hafta önce Ocak sonunda işten çıkarılacakları söylenmişti. İlk başta iyi bir haber gibi gözükse de Haziran sonunda tekrar işten çıkarılacak olmak ve araştırma görevlisi kadroları ile ilgili belirsizliğin devam etmesi halihazırda var olan güvencesizlik ve belirsizlik durumunu arttırmaktan başka bir şey yapmadı. 

Anlamıyoruz: Bu kararları kim alıyor, hangi kıstaslarla alıyor? Bilgi Üniversitesi’nin ticari ve ekonomik politikaları nelerdir? 2011’den beri eğitime olan etkileri derinleşerek hissedilen bu değişimin sonuçlarıyla ilgili bir tek biz mi endişeleniyoruz? Resmi bilgilendirmeler, ancak son dakikada yapılıyor: Dolayısıyla “de facto” olarak bir dayatmaya dönüşüyor. Acaba tüm bunları üniversitede “akademik girişimcilik” dışında tartışmamız mümkün değil midir? Bir “mütevelli heyeti” sözü geçip duruyor, bu kimselerin üniversite yönetimi rolündeki görevleri akademik kadroların önünde midir? Zira asistanların sözleşmelerini birkaç ay uzatarak bu yaz da maaş vermemeyi hesaplarken, kimi düşündüğünüzden pek emin değiliz. Her bölümde bir asistanın dahi işten çıkarılmasının dengeleri alt üst edeceğini görmemek bu üniversitenin hangi akademik ya da idari pozisyonunda mümkün oluyor, merak ediyoruz. Bölümlerin geçen akademik yılın sonunda talep ettiği, çoğunun ilan metinlerini bile hazırladığı ve rektörlüğe gönderdiği araştırma görevlisi kadroları neden hala açılmıyor, merak ediyoruz.

Kısacası akademide kış bitmiyor! Eğitim asistanları, araştırma görevlisi olmak için çalışırken, bir karar değişikliğiyle Ocak sonunda işsiz kalacaklardı. Haziran’a kadar yine birlikte olacağımız için mutluyuz, ama yazın çalıştırılmayacağımızı biliyoruz. Peki, Eylül’de burada olacak mıyız? İşte onu ne biz biliyoruz, ne de bu üniversitenin diğer akademik ya da idari kadroları... Unutulmaması gereken şu, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde bugün asistan fazlası değil eksiği var ve asistanlar, üniversitedeki iş yükleri nedeniyle, istihdam edilmelerinin temel sebebi olan akademik çalışmalarına odaklanamıyor. Bir an evvel, demokratik bir İstanbul Bilgi Üniversitesi için tüm bileşenlerin karar mekanizmalarında temsil edildiği gerçekçi ve eşitlikçi kurullar oluşturulmalı, akademik, idari ve hizmet personelinin iş güvencesi garanti altına alınmalıdır.

Talebimiz Nedir?

Öncelikle şunu netleştirelim: 10 aylık eğitim asistanlığı statüsü üniversite tarafından dayatılan ve yasal olmayan bir statüdür. Amerika’dan ithal edilen bu statü asistanlara yazın maaş vermemek, güvencesiz bir şekilde iş kaybetme korkusu ile çalışmalarını, verilen her işe boyun eğmelerini sağlamak ve örgütlenmelerini engellemek gibi kapitalist çıkarlar ve kâr üzerine inşa edilmiştir.
4857 sayılı iş kanuna göre asli faaliyeti eğitim olan bir kurumda eğitim çalışanları belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştırılamazlar ve belirli süreli iş sözleşmeleri birden fazla üst üste yapılamaz. Halbuki Bilgi Üniversitesinde bu kanunsuz sözleşmeler eğitim asistanlarına 2011’den beri 3 seferdir üst üste imzalatılmakta.

Sonuç olarak, bizim asistanlar olarak birincil talebimiz yasal olmayan bu statünün şu anda istihdam edilen hiçbir eğitim asistanının zarar görmeyeceği bir şekilde bir an önce kaldırılmasıdır. Haziran sonunda sözleşmelerin bitmesi ile tekrar işsiz kalacak olan eğitim asistanları için haziran gelmeden, bir an önce araştırma görevlisi kadrolarının açılmasını ve aynı sayıda kişinin daha fazla geç kalınmadan istihdam edilmesini beklemekteyiz. 

BİLGİ ASİSTAN DAYANIŞMASI
bilgiasistandayanismasi@gmail.com
twitter.com/bilgiasistanbirligi
facebook.com/bilgiasistandayanismasi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder