30 Temmuz 2014 Çarşamba

30 Temmuz 2014 Konuklarımız Kaç Bize Gel Platformu'ndan Konumuz Büro İşçilerinin Sorunları ve Örgütlenmeleri


30 Temmuz 2014 tarihli programımızın Kaç Bize Gel Platformu'ndan iki konuğu vardı. Platformun iki üyesi ile, Irmak Yaman ve Hikmet Topal ile büro işçilerinin sorunlarını ve örgütlenmeleri önündeki engelleri, örgütlenme çalışmalarını konuştuk.

Yaman ve Topal, Kaç Bize Gel Platformu'nun sendikalaşmaya alternatif olmadığını, sendikalaşma öncesi bir ara örgütlenme, ara aşama olarak görülmesi gerektiğini söylediler.
Kaç Bize Gel Platformu, iş güvencesi için, fazla mesai ücretlerinin ödenmesi için, sigorta primlerinin gerçek maaş üzerinden yatırılması için, kıdem tazminatı hakkına sahip çıkmak için, grevli toplu sözleşme hakkı için, yalnız kalmamak için "KAÇ BİZE GEL" diyor büro işçilerine.

Platforma ulaşmak isteyenler kaçbizegel.com adlı internet sitelerine bakabilir  ve kacbizegel@gmail.com adlı mail adreslerine mail atabilirler. Platformun bir de aynı ismi taşıyan twiter adresleri var.


Kaç Bize Gel Platformu kendi sitesinde kendisini şöyle tanıtıyor: 
Hakkımızda
Yıllardır ailelerimiz, bizlerin iş bulmamızı ve bulduğumuz işte emekli oluncaya kadar çalışmamızı dilediler. Çünkü bir işçinin işten atılma korkusu hissetmeden iş güvencesine sahip olarak çalışması en temel sosyal ve ekonomik haktır.
Ancak günümüzde özellikle de özel sektörde çalışan doktorlar, mühendisler, çağrı merkezi çalışanları, öğretmenler, avukatlar ve tüm hbüro işçileri için iş güvencesine sahip olmak uzak bir hayaldir.
Kaldı ki, bizlere sigortalı olmanın iş güvencesi sağladığı anlatılmaya çalışılsa da, bir işçinin SGK’lı olması onun iş güvencesi hakkına sahip olduğu anlamına gelmez.
İŞ GÜVENCESİ HAKKI, BİR İŞÇİNİN HER GÜN İŞTEN ATILMA
KORKUSU HİSSETMEDEN ÇALIŞMASI DURUMUDUR.
Başka bir ifadeyle güvenceli çalışma, patronların işçilerin işine kolayca son verebilmesinin engellenmesidir.
Her ne kadar mevcut yasal düzenlemeler hukuk dışı ve haksız işten çıkarmalara karşı kısmi bir koruma sağlasa da; bu koruma genellikle
işçilerin hukuk dışı işten çıkarıldıklarında tazminat almaları şeklinde gerçekleşmektedir.
Ancak biz biliyoruz ki; işten atılmanın yarattığı psikolojik travmanın, patronların bizleri tazminatsız işten atmak, istifa etmemizi sağlamak için bize karşı uyguladıkları psikolojik şiddetin, (MOBBİNG) ve işsiz kalmanın çaresizliğinin bedeli hiç bir parayla karşılanamaz.
Bu yetmez gibi ödenecek okul taksitleri, kredi kartları ve ev kredileri her geçen gün prangalarımızın zincirlerini güçlendirmektedir.
Bu prangalardan dolayı işimizi kaybetmemek için her türlü baskıya ve sömürüye boyun eğmek zorunda kalıyoruz.
Bu mecburiyet, bizleri derin bir çaresizliğe itmektedir. Çaresizlik duygusu, hayatımızı değiştireceğimize ilişkin son inancımızı da elimizden alıyor.
Neticesinde bizler, işlerini kaybetmemek için umutsuzca devinen, bir kısır döngüye mahkûm edilmiş umutsuz ve yalnız bireylere
dönüşüyoruz.
Ve sonunda “ hayatımızı değiştirme fırsatı olarak sunulan” kaçınılmaz son gerçekleşir ve ekonomik krizin bedelini işimizi kaybederek bizler öderiz.
İşini kaybetmek kaçınılmaz bir son değildir. Ya da hayatımızı değiştirmek için işimizi kaybetmemiz gerekmiyor.
Bütün bunlar patronların üniversitedeki kariyer günlerinde söyledikleri büyük yalanlardan birkaç tanesidir.
İşini kaybetmeyi beklemeden, hayatını değiştirmek için yalnız olmadığını görüp, KAÇ BİZE GEL!
KAÇ BİZE GEL özel sektörde çalışan bütün büro işçilerinin GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME HAKKI İÇİN mücadele eden bir dayanışma  grubudur.
Grevli toplu sözleşme hakkı patronların işçilerin işine kolayca son verebilmesini engelleyen önemli bir hukuki düzenlemedir.
Başka bir ifadeyle gerçek anlamıyla iş güvencesi, sadece işçilerin hep beraber grevli toplu sözleşme yapabilmeleri halinde sağlanabilir.
Şirketlerin kurumsal yapısının sağladığı iktisadi güç ve de ekonomik koşullar nedeniyle patronlara karşı sözleşme masasına tek başımıza oturduğumuzda, iş güvencesi içeren ve tüm haklarımızı koruyan bir sözleşme imzalamamız çok zordur.
Bununla beraber bireysel olarak en iyi sözleşme imzalansa bile; bu sözleşme patronların çıkarları için sizi işten atmalarını engellemeyecektir.
Çünkü en yetenekli veya en kıdemli işçi de olsa, bir işçiyi işten atmak ne üretimi durduracaktır ne de o işçi için ödeyeceği tazminat patronun cüzdanını zorlayacaktır.
Hatta büyük kurumsal firmaların bireysel sözleşme yapan onlarca işçiyi bir anda kolayca işten atabildiğini görüyoruz.
Ancak bütün işçiler birleşip toplu sözleşme yaptığında artık patronlar istedikleri anda bir işçinin işine son veremeyecektir.
Çünkü bir işçiyi atabilmek için bütün işçilerin işine son vermek zorunda kalacaktır. Bu ise, ekonomik olarak imkansızdır.
Bundan dolayı özel sektörde güvencesiz çalışan tüm işçilerin iş güvencesi hakkını elde etmelerinin ve geleceklerine sahip çıkmalarının tek yolu, bu işçilerin Grevli Toplum Sözleşme yapabilmeleridir.
KAÇ BİZE GEL,
ÖZEL SEKTÖRDE ÇALIŞAN TÜM BÜRO İŞÇİLERİNİN GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME HAKKINI ELDE ETMESİ İÇİN MÜCADELE  ETMEKTEDİR.
Bununla beraber hepimizin daha yakıcı günlük sorunlarımız var. Örneğin çoğu büro işçisinin, SGK primleri gerçek maaşları üzerinden  yatırılmamaktadır.
Patronlar, üç kuruş ödememek için büro işçilerinin emekliliğine ipotek koymaktan geri durmuyorlar.
Günde 10 saatten fazla çalışmamıza rağmen fazla mesai ödenmemesi olağan bir durum haline gelmiştir.
Ekonomik krizin yoğunlaştığı bugünlerde patronlar şimdi de Kıdem Tazminatımıza göz diktiler.
Artık bunlara dur demek için bir araya gelme vaktidir!
İŞ GÜVENCESİ İÇİN,
FAZLA MESAİ ÜCRETLERİNİN ÖDENMESİ İÇİN,
SİGORTA PRİMLERİNİN GERÇEK MAAŞ ÜZERİNDEN YATIRILMASI İÇİN,
KIDEM TAZMİNATI HAKKINA SAHİP ÇIKMAK İÇİN,
GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME HAKKI İÇİN,
YALNIZ KALMAMAK İÇİN
KAÇ BİZE GEL!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder